CHP Kadıköy İlçe Başkanı Narin: Keşke Cumhurbaşkanı da opera dinleyip el öpebilse

Cumhuriyet Halk Partisi’nde 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinin ardından başlayan “değişim” tartışmaları, ilçe ve il kongrelerinin tamamlanmasının ardından 4 Kasım’da düzenlenen büyük kurultayda genel başkan değişikliği ile sonuçlandı. CHP Genel Başkanlığı’nı Özgür Özel’in devralmasıyla birlikte gündem, mart ayında düzenlenecek yerel seçimlere yöneldi.

Büyükşehir, il, ilçe belediye başkanlıkları ile belediye meclis üyeliği adaylığı için 21 Kasım’da başlayan başvuru süreci 28 Kasım’da sona erecek. CHP yönetiminin hali hazırda büyükşehir belediyesine ve 14 ilçe belediyesine sahip olduğu İstanbul’un ilçelerinde kimleri aday göstereceği ise merak konusu oldu.

CHP’nin güçlü olduğu ilçelerden Kadıköy’de, İlçe Başkanı Ali Narin ile partideki değişim tartışmalarını, ön seçim ve aday belirleme sürecini, ittifak gündemini ve CHP lideri Özgür Özel’in Kadıköy’deki Pervin Chakar dinletisine katılmasını konuştuk.

CHP’nin yerel seçimlerde İBB’yi de elinde tutacağına inandığını söyleyen Narin, “Yaşadığımız sürecin Sayın Özgür Özel ile birlikte Türkiye için daha aydınlık olacağına inanıyorum” dedi.

‘KONGREDE BELEDİYE BAŞKANIMIZA KARŞI YARIŞTIK’

CHP’nin ilçe ve il kongrelerinin birçoğu çekişmeli geçti. Kadıköy’deki ilçe kongresi de yakın bir farkla sonuçlandı. Nasıl bir kongre süreci yaşandı ilçede?

Yoğun bir ilçe kongresi süreci yaşadık. Çok yakın bir farkla kongremizi aldık. Belediye Başkanımızla yarıştık. Sayın Belediye Başkanımız (Şerdil Dara Odabaşı) kendi basın danışmanını (Dinç Çoban) 6-7 gün kala karşımıza aday çıkarttı. Ama burada başarılı bir sonuç aldık. Kadıköy örgütü refleks gösterdi, kendi tavrını koydu. Örgütün vicdanıyla biz de başarılı bir sonuç elde ettik. Sonrasında il delegelerimiz, Sayın Özgür Çelik’in görev almasıyla ilgili gerekli mücadeleyi verdi. Hatta ve hatta Ankara Sayın Özgür Özel’in seçilmesi için de gerekli mücadeleyi verdiler. Bazen bu yarışlarda haddini aşan durumlar olabilir, bunları da yaşadık. Ama Belediye Başkanımızla, diğer arkadaşlarımızla daha detaylı da konuşuyoruz zaten süreçleri.

‘BİR İLÇE BAŞKANI, KILIÇDAROĞLU İLE GÖRÜŞTÜRÜLÜP BİZDEN DESTEĞİNİ ÇEKTİ’

‘Değişim’ tartışması ilçe seçimlerinden büyük kurultaya kadar sürdü ve genel başkan değişimiyle sonuçlandı. Sizin ‘değişim’ tarafında konumlanmanızın temel sebepleri nelerdi?

Biz Özgür Çelik’in karşısında konuşlanmış olan adaya kesinlikle destek veremeyeceğimizi ifade etmiştik. Sayın Cemal Canpolat’la biz 2017 yılında Kadıköy İlçe Örgütü olarak büyük sorunlar yaşadık. O dönem bizim 18 ilçe yöneticimizi ve ilçe başkanımızı disipline tedbirli sevk etti. Hatta ortada karar olmadan bizi disipline sevk ettiğini söyleyip buraya kayyum yolladı. Biz böyle bir yönetim anlayışına sahip bir arkadaşa destek verme durumunda olamazdık.

İstanbul’un daha demokratik yönetilmesine, tabanın sesine kulak verilmesine ihtiyaç duyduğumuz bir süreçteyiz. Biz 26 ilçe başkanıydık, bir ilçe başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürüldükten sonra bize destek vermekten vazgeçtiğini söyledi ama 25 ilçe başkanı olarak Özgür Çelik’in adaylığını desteklediğimizi söyledik. Bunu yaparken de eğer süreç bizi değişime doğru evirecekse değişimden yana olduğumuzu söyledik. Sayın Özgür Özel konusunda da yine kurultay delegelerimizle konuşarak karar verdik. Tamamen tabanın sesini dinleyerek süreci yönetmeye çalıştık. Sokakta partiye oy vermeyeceğini söyleyen çok insan vardı. Kurultaydan sonra o minimize oldu. Seçmen nazarında ciddi bir değişimin olduğunu gördük. Partimiz için de ülkemiz için de pozitif bir süreç.

‘EKMELEDDİN BEY, DOKUNULMAZLIKLARIN KALDIRILMASI, MERKEZDEN İLÇELERE ATAMALAR…’

Tabandaki bu rahatsızlığın temel sebebi neydi sizce? Son seçimde alınan mağlubiyet mi, yoksa öncesinde genel merkezin uyguladığı politikalar mı daha etkili oldu?

Ben genel merkezin uygulamış olduğu hatalı politikaların çok ciddi aktif olduğunu düşünüyorum.

Hatalı bulduğunuz politikalara örnek verebilir misiniz?

Birçok konuda parti tabanının bilgisi dışında bir hareket alanı genişledi. Bir sabah kalktık Ekmeleddin Bey’i duyduk. Parti tabanında konuşulmuyordu. Bir sabah kalkıyoruz dokunulmazlığı duyuyoruz. Parlamentoda bir karara el kaldırıyor birileri, ‘Bu karara neye göre el kaldırdınız?’ diyoruz. Doğu ve güneydoğu bölgesinde uzun bir periyottur görevden almalar ve Ankara’dan yeni atamalar süreci olduğunu biliyoruz. Bunun ciddi bir hasar verdiğine inanıyorum. CHP ilçe örgütlerine sadece birini atamakla sorunu çözemezsin. Bu problemler vardı. Tabanı daha fazla dinleyen bir yönetim anlayışına ihtiyaç var.

Narin, duvardaki Kemal Kılıçdaroğlu fotoğrafı için, “Parti genel merkezimizden Özgür Başkanımızın görsellerini bekliyoruz. Geldiği an itibariyle ilgili değişikliği yapacağız” dedi.

‘ERDOĞAN’IN GETİRDİĞİ TEK ADAM ZİHNİYETİNDEN BİZ DE NASİBİMİZİ ALDIK’

Parti içinde tartışılan bir diğer konu da ön seçim sistemi. Siz aday belirlenme sürecinde ön seçim yapılması gerektiğini düşünüyor musunuz?

Ben 1987 yılından beri partiliyim. 1987, 1989, 1991 ve 1994 seçimlerinde ön seçimi gördüm. Ama Deniz Bey partide iktidar olduktan sonra bir daha ön seçim görmedim partide. Sayın Kılıçdaroğlu ile beraber ön seçimin tekrar gelmesini bekliyorduk ama onu da bir türlü göremedik. Şimdi de inanıyorum bunun olması gerektiğine. 21. yüzyıl siyaseti artık sadece birilerinin masada isim yazarak yönetebileceği bir siyaset değil.

Ön seçimle ilgili hukuki süre var, yerel seçimlere kadar o süreyi sağlayabilecek koşullarımız yok gördüğüm kadarıyla. Tüzük kurultayına da gidemedik aynı sebeple. Ama eğilim yoklamasının ve fermuar sisteminin örgütün taleplerini hayata geçirme açısından pozitif olacağına inanıyorum. Normal şartlarda ön seçimin mutlaka olması gerektiğine inanıyorum. “Örgüt dokusu uygun değil, öyleydi, böyleydi, şöyleydi…” Bunlar çözüm noktası değil. Örgüt dokusunun uygun olmasını sağlaması gereken parti genel merkezi.

Türkiye’de siyasetsizlik bence ciddi bir sorun. Bundan 10 yıl önce belki birkaç siyasi partinin reflekslerinin ve davranışlarının sağlıklı olduğunu söyleyebilirdik ama biz de dahil olmak üzere, Erdoğan gibi bir yönetim modelinin getirmiş olduğu tek adam zihniyetinin her yere sirayet ettiğini görüyoruz. Biz de bütünün parçasıyız. Bir salgın hastalığın olduğu yerde buna yakalanmama ihtimalimiz yok. Biz de aldık bundan nasibimizi. Eğer biz çok sesliliği aktif kılabilecek bir yönetim anlayışını kurabilseydik belki de bugün Türkiye’yi yöneten parti olacaktık.

‘ÖRGÜTÜN FİKRİ ALINMADAN KADIKÖY’DE GÖREVLENDİRME OLMAZ’

Kadıköy’de aday belirleme süreci nasıl işleyecek peki?

Aday adaylığı takvim geldi. Başvurular başlıyor. Şu an talepleri alacağız, belediye başkanı adayları, belediye meclisi adayları, bunların hepsi gündeme gelecek. Kadıköy’de bir eğilim yoklaması istiyoruz. Bunu ilettik. Ön seçim belki yetişmeyebilir ama eğilim yoklamasını istiyoruz. Nasıl bir süreç olur bilemiyorum ama bildiğim bir şey varsa Kadıköy örgütüne sormadan burada belediye başkanlığıyla ilgili görevlendirme yapmak kimse için geçerli olmaz. Kadıköy örgütünün fikrini alınmadan burada bir görevlendirme olmayacaktır diye düşünüyorum.

Mevcut Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı ile ilgili memnuniyet durumu nedir ilçede? Sizin bir araştırmanız var mı bu konuda?

Ben bir kamuoyu yoklaması yapmadım. Sokağa çıktığımda tepkiyle de karşılaşıyorum, pozitif değerlendirmeyle de karşılaşıyorum. Bizim yönetim anlayışımızın sağlıklı olma koşulu da halkı dinlemek. Yapılacak her uygulamayı da Kadıköylü ile paylaşmak. Bu etkileşimden uzak olduğumuzda halkın memnun olmayacağı bir yer Kadıköy. Memnuniyetsizliğin olduğu noktaları da duyuyorum ama benim ilçe başkanı olarak bu konuda negatif bir şey söylemem doğru olmaz. Kendi aramızda tartışacağımız, konuşacağımız şeylerdir.

‘YAŞANAN SÜREÇ KADIKÖY’DE DE DEĞİŞİMİ İFADE EDECEKTİR’

İlçe kongresi için “Belediye Başkanımızla yarıştık” dediniz. Kadıköy’de Şerdil Bey tekrar aday gösterilirse ilçe örgütüyle uyumlu çalışabilir mi? Bu durum bir soruna yol açar mı?

Onun değerlendirmesini hem Kadıköy örgütü hem İstanbul İl Örgütü hem de parti genel merkezi yapacak. Ben şimdi buradan “Şerdil Bey geliyor” ya da “Şerdil Bey gidiyor” dersem doğru olmaz. Şerdil Bey’e sorsak Ali Narin gidiyordu, ama burada oturuyor. Bu yarışın getirdiği süreçte belli arkadaşlar belli tavırlar aldı. İstanbul İl Başkanlığı’nda Sayın Cemal Canpolat’ı desteklediler, biz desteklemedik. Yaşanan süreç nasıl ki parti genel merkezinde bir değişimi ifade ediyorsa Kadıköy’de de bir değişimi ifade edeceğine inananlardanım.

‘TABANI DİNLEMEMENİN BEDELİ HERKES ADINA AĞIR OLDU’

Ön seçim konusundaki süre sıkıntısına değindiniz. Bazı belediyelerde adayların genel merkez tarafından belirlenmesi muhtemel. Kadıköy’de de eğilim yoklamasına rağmen genel merkezden aday atanması durumu olursa ne yapacaksınız?

Kadıköy’de böyle bir sorunun bizim için geçerli olacağını sanmıyorum. Biz güveniyoruz. Sayın Özgür Çelik’i il başkanı yaptığımız andan itibaren Kadıköy’le ilgili kararlarda bizim söz sahibi olacağımıza, Kadıköy örgütünün bir sesi olacağına inanıyorum. Geçtiğimiz süreçte Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun eleştirilere maruz kalmasının nedeni yanındaki yönetim anlayışıydı. Merkez Yönetim Kurulu’nda görevlendirdiği arkadaşlarla bu işler, bu şekilde olmaz. İsim vermeyeyim ama birileri “Kemal Kılıçdaroğlu’ndan sonra ben genel başkan olacağım” diye oturup görevlendirmeler yapıp ilçe başkanlıkları, il başkanlıkları, belediye başkanlıkları oluşturuyorsa bu siyaset değildir. Bu, tabanı dinlemeden siyaset üretme çabasıdır. Bedeli de herkes adına ağır oldu.

CHP’de yeni süreçte nasıl bir değişim bekliyorsunuz?

Parti Meclisi’nde ciddi bir değişim gördük. Merkez Yönetim Kurulu’nda da bir değişim gördük. Ben bunları pozitif görüyorum. Sürecin daha sağlıklı ilerleyeceğine inanıyorum. Sayın Özgür Özel’in de daha iyi iletişimi olduğuna inanıyorum. Özel parti tabanından gelmiş birisi. Parti organlarında, ilçelerde, illerde görev almanın farklı etkileri var. Bizde biraz yukarıdan gelmenin getirdiği sıkıntılar olabiliyor. Taban bir şey söylese de yukarısı duymayabiliyor. Daha duyarlı bir yönetim süreci olacağına inanıyorum.

‘DEVA, GELECEK, SAADET VE DEMOKRAT PARTİ, İMAMOĞLU’NUN KAZANMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR’

Kadıköy CHP’nin güçlü olduğu bir ilçe. Ama diğer ilçelerde ve büyükşehirde tek başına seçim kazanabilmesi tartışma konusu. Siz ittifak meselesine nasıl yaklaşıyorsunuz, sizce yerel seçimde de ittifaklar kurulmalı mı? CHP ittifaksız girmesi durumunda elindeki belediyeleri tutabilir mi?

Yerel seçimde bence süreci iyi okumak lazım. Bu riskler yok değil ama seçmenin de refleksi var. Seçmenin refleksi İYİ Parti’nin genel merkezinin söylediğine de uymuyor. İYİ Parti Genel Merkezi, “Git bunu yap” dediğinde İYİ Parti seçmen tabanı bunu uygulamıyor. Bu çok pozitif bir durum değil. Millet İttifakı ilçe başkanlarıyla geçtiğimiz gün kahvaltı yaptık. DEVA, Gelecek, Saadet ve Demokrat Parti ilçe başkanlarımız vardı, İYİ Parti ilçe başkanımız yoktu. Onların da, “Biz İstanbul’la ilgili değerlendirmede pozitif bir süreç olmasından yanayız. İstanbul’un kaybedilmesinin parti adına pozitif olacağını düşünenlerden değiliz ve Ekrem Başkan’ın kazanması gerektiğini düşünüyoruz” diyorlar. Onunla ilgili de gereğini yapmaktan yanayız.

‘YA KENDİ TEMSİLİMİZİ ÖNE ÇIKARACAĞIZ YA ELİMİZDEKİ VERİLERE BAKACAĞIZ’

İttifaktaki partilere 14 Mayıs seçimlerinde verilen milletvekili sayıları kurultay sürecinde de eleştiri konularından biri olmuştu. Yerel seçimlerde bu partilerle hareket edilmesi CHP tabanında rahatsızlık yaratır mı sizce?

İki türlü hareket alanı yaratabiliriz. Ya kendi temsiliyetimizi önde tutacağız, hiçbir şeyi düşünmeden siyaset örmeye çalışacağız. Bunun bedeli bizim şöyle ağır olabilir, belki kazandığımız büyükşehirleri ve ilçeleri kaybetme durumu yaşayabiliriz ama kendi temsiliyetimizi artırırız. İstanbul’da 150 tane değil de 165-170 tane belediye meclis üyemiz olur ama İstanbul’u kaybedebiliriz. Bu sadece bir örnek, kaybetme adına kurmuyorum. Ya bunun arkasında duracağız ya da tam tersi bir tavır sergileyeceğiz. Kamuoyu yoklamalarının ve elimize gelen verilerin ışığında bir mekanizma oluşturacağız. İYİ Parti olmasa dahi, DEVA, Gelecek, Saadet ve Demokrat Parti’nin gerekli desteği verme durumunu ben Kadıköy’deki ilçe başkanlarıyla oturduğumda görüyorum. Talepleri de olabilir, demokratik yönetim adına onları dinlemek gerektiğinden de yanayım. Ben konuştuğumu il başkanıma iletirim, o genel merkeze iletir, genel merkezdeki istişarelerle konu değerlendirilir.

‘DEMOKRASİ SORUNU SADECE CHP’NİN SORUNU DEĞİL’

HEDEP’in de güçlü olduğu bir ilçe Kadıköy. Bir önceki yerel seçimde İstanbul’da aday çıkarmadılar, bu seçim için henüz kesin bir karar açıklamadılar ama diyaloğa açık olduklarını belirten açıklamalar geldi. HEDEP’le sizin Kadıköy’deki ilişkiniz nasıl ve İstanbul için CHP-HEDEP ilişkisi sizce nasıl olmalı?

Her zaman ilişkimiz iyiydi. Bir problem yaşamadık. İstanbul’da da negatif olduğunu düşünmüyorum. Demokrasi sorunu ya da İstanbul’un yönetimi sorunu sadece CHP’nin sorunu değil. Sadece İYİ Parti’nin ya da sadece HEDEP’in sorunu değil, bu hepimizin sorunu. Ya Erdoğan iktidarının devamından yana olacağız ya da Ekrem İmamoğlu iktidarının devamını sağlayacağız. Buna karar vermek gerekiyor. Türkiye’nin demokratikleşmesiyle ilgili en büyük acıları çeken partilerden birinin de HEDEP olduğuna inanıyorum. Bu kadar ağır bedeller ödemiş bir siyasi örgütlenmenin de her şeye rağmen Erdoğan’la görüşmesinin pozitif olacağını düşünmüyorum. Bu demokratik süreç hepimize lazım. Ekrem İmamoğlu’nun seçilmesinin hem CHP adına hem İstanbul adına çok önemli olduğunu düşünenlerdenim. Diğer siyasi partilerin de ciddi destek vermesi gerektiğine inananlardanım.

‘KEŞKE SAYIN CUMHURBAŞKANI DA OPERA DİNLEDİKTEN SONRA BİRİNİN ELİNİ ÖPEBİLSE’

Özgür Özel geçtiğimiz günlerde Kadıköy Süreyya Operası’na Pervin Chakar’ı dinlemeye geldi. Özel’in Chakar’ın elini öptüğü fotoğraf, Chakar’ın eski sosyal medya paylaşımları da gerekçe gösterilerek eleştirilere neden oldu. Siz de o akşam Özgür Özel ile beraberdiniz, eleştirilerle ilgili yorum yapmak ister misiniz?

Daha önce dinlediğimiz bir sopranoyu canlı dinledik. Bana göre değerli bir süreç. Kimsenin bu konuda bir şeyleri engelleme hakkı yok. AK Parti ve MHP iktidarı bizi eleştirmeden önce kendileri ne yaptıklarına bakmalı. Cumhuriyeti kurmuş bir partinin genel başkanı bir sopranoyu dinleyip sonrasında elini öpüyorsa bunun eleştirilecek bir şeyi yok. Biz bir müziği dinlerken “Bu solcu, sağcı, ayrılıkçı” diye dinlemiyoruz. Herkesin kendi idealleri vardır. Bunu siyasete malzeme etmek etik ve ahlaki değil. Sayın Özgür Özel gerekli nezaketi göstermiştir. Keşke Sayın Cumhurbaşkanı da opera dinledikten sonra birinin elini öpebilse. Varsa öyle bir özelliği, biraz da öyle baksın hayata. Siyaseti bunun üzerinden örmeye çalışmak hoş değil. Biz Fazıl Say’a da AKP iktidarı saldırdığında refleks gösterdik. Her zaman da dinlerim. Erdoğan’ı övdüğü gün “Fazıl Say’ı dinlemeyeceğim” diye bir şey yok, yine dinlerim. İdeolojik olarak bizden farklı düşünse dahi, cumhuriyetin imkanlarıyla eğitim alıp soprano olmuş ve bize güzel bir dinleti sunan bir hanımefendiyi dinledik. Saygı duymak lazım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir