Bir MFÖ şarkı sözü vardır “Nasıl anlatsam, nerden başlasam” diye; gerçekten de bazen insanın aklına pek bir şey de gelmiyor. Böyle bir duruma düşünce, birileri de “Ne oldu, anlat” deyince konu kafanızda karmakarışık oluyor. İşte tam bu noktada insan derin bir nefes çekip muhatabına “Nereden başlasam” diyor ve içinden de ‘Nasıl anlatsam’ diye düşünüyor.
Şu anki halim tam olarak bu. Olayların hepsini ben yaşamadım; birine sosyal medyadan şahit oldum, birinin de başrolü benmişim ama olaylar bensiz cereyan etmiş bizim mahallede. Ben de size aktarmak istiyorum fakat işte neresinden başlayayım bilemedim. Islak bir kâğıt sayfası gibi aklımdakiler, neresinden tutsam elimde kalıyor, elimde kalandan daha fazlası masada kalıyor. Hep eksik anlatacakmışım hissiyatı doğuyor…
Sorunlar silsilesi
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
kaynak olarak ekleyin
En iyisi sondan başlayayım, en yakın olandan… Şu sıralar mahallede kentsel dönüşüm sebebiyle her yer inşaat ve illaki hepimiz etkileniyoruz bundan ama nedense şikâyet konusu hiç olmuyor. Komşular sadece birbirine şikâyet ediyor, yani aslında konuyla ilgili dertleşiyorlar.
İki inşaat var evin yakınlarında. Bir sabah kamyonlar dolusu inşaat malzemesi geliyor kapımızın önüne. Getiren inşaat firması, kendine ait olmayan diğer inşaat alanına yıkıyor bütün malzemesini. Ertesi gün diğer inşaatçı gelip malzemesini yığacağı alanın başka bir inşaatçı tarafından kullanıldığını görünce
o da getirdiklerini benim evin önüne yıkmaya karar veriyor. Annem ve kızım itiraz ediyor benim durumumdan dolayı ve birkaç komşu da onlara destek oluyor. Fakat inşaatçı kendi hakkını aramak yerine bizim hakkımızı gasp ediyor. İlk inşaatçının davranışı zincirleme bir sorunlar silsilesine sebep oluyor. Ben de demirlerin üzerinden canım pahasına atlayarak eve girip çıkıyorum. Sadece söz konusu olan ben de değilim, bu binanın başka çıkışı yok. Bir acil durum söz konusu olsa tahliye çok zor, daha da ötesi acil bir hastalık gelişse sedye giremiyor; yangını, depremi söylemek bile istemiyorum.
İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) eğitimi geçen hafta yenilendi işyerimizde ama bunun üstüne böyle bir olayı yaşamış olmak da manidar değil mi? Ben kendimce iş güvenliğimi işyerimde sağlamışken başkasının kendi işyerinde benim yaşam alanımı iş güvenliği açısından hiçe saymış olmasına ne yapacağımı bilemedim. Sadece ilgili kurumlara şikâyet ettim ve bekliyorum.
İkincisi, yani haftanın başındaki olaysa Hatay, Reyhanlı’da yaşandı. Tekerlekli sandalye kullanan bir arkadaşımız otobüse alınmıyor, sebebiyse refakatçisi olmaması. Şoför “Refakatçin yok, ben sana rampayı açmak zorunda değilim” diyor sosyal medya görüntülerinde. Yani kısacası toplu taşıma kullanan sürücü görevini tam olarak yapmıyor ya da kendisine göre “O benim görevim değil” deyip durumdan sıyrılıyor. Bir otobüse binmek için otobüs şoförünün görev ve sorumluluklarını bildiren yönetmeliği yanımızda taşımamız mı gerekiyor?
Görüntüler sosyal medyada var, isteyenle link de paylaşırım. Derdim kimseyi suçlamak değil, bu olayda herkes cezasını aldı ama tekerlekli sandalye kullanan arkadaşım mağduriyetiyle gündeme geldi. Mağduriyetle değil de rahatlıklarımızla gündeme gelebilseydik keşke. Bir de şöyle bir durum var; olay yerinde herkes yaşananları izliyor. Toplu taşıma sürücüleri, insanlar… Ve kimse bir şey demiyor, sadece izliyor. Biri o rampayı açsa iş bitecek, yol devam edecek herkes.
O yolculuk yarım kaldı ama sadece tekerlekli sandalye kullanan kişi için yarım kaldı. O otobüsteki yolcular gideceği yere ulaştı. Sonra şoför işsiz, engelli mağdur kaldı. Peki, kim kazandı?
‘İşe de gidiyoruz…’
Bir de, biz her gün yanımızda bir insan taşıyamayız. Bizler sadece hastalanınca evden çıkan insanlar değiliz; işe de gidiyoruz, gezmeye de. Bu ihtiyaç sadece bazı özel durumlar sonucu ortaya çıkar ve zaten o gün de yalnız değilizdir. Yani bizim refakatçimiz olup olmayacağına siz değil, biz karar veriyoruz.
Lafı uzattım, burada kesiyorum. Söyleyecek çok şey var ama sizin de güzel pazarınızı daha fazla meşgul etmek istemiyorum. Bana ayrılan yerin sonuna geldim. Her sese iyi pazarlar…
The post ‘Her gün yanımızda insan taşıyamayız’ first appeared on Kilis Egitim.
