RTÜK Başkanı Daniş’ten YouTube ve sosyal medya açıklaması: ‘Lisanslanması gerekiyor’

Haber gorseli

TBMM Okul Saldırılarının Nedenlerini Araştırma Komisyonu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş ile Başkan Yardımcısı Deniz Güler’i dinledi. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda meydana gelen olaylar ile çocukların dijital ortamlarda karşılaştıkları riskler ve olumsuz etkilerin tüm yönleriyle ele alınarak araştırılması, çözüm önerileri geliştirilmesi ve benzer olayların önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt’ın başkanlığında toplandı.

RTÜK Başkanı Daniş, şiddet içerikleri, siber zorbalık, mahremiyet ihlalleri, dezenformasyon ve yaşlarına uygun olmayan yayınların çocukların fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimini olumsuz etkileyebildiğini söyledi. RTÜK’ün çalışmalarını koruyucu yayıncılık, farkındalık ve eğitim, nitelikli içeriklerin teşviki, etkin denetim ve uluslararası işbirliği anlayışıyla sürdürdüğünü bildiren Daniş, Akıllı İşaretler Koruyucu Sembol Sistemi’yle bir programın taşıyabileceği zararlı içerikler ile hangi yaş grubuna uygun olduğu konusunda izleyicilerin yayın öncesinde bilgilendirildiğini anlattı.

ÇOCUKLAR İÇİN YENİ UYARI SEMBOLLERİ GELİYOR

Akıllı İşaretler Sistemi’ni dijital yayıncılığın değişen ihtiyaçlarına uygun biçimde güncellediklerini aktaran Daniş, şunları kaydetti:

“Kısa zaman içerisinde uygulamaya başlayacağımız yeni koruyucu sembol sisteminde şiddetin türleri, ayrımcılık, intihar gibi isteğe bağlı yayın hizmetlerine özel yazılı uyaranlar geliştirildi. Çocukların korunmasına yönelik kriterleri güçlendirdik, savunmasız gruplara yönelik koruma yaklaşımı daha da genişlettik. Günümüzde çocuklar için önemli bir sorun olan zorbalık ilk kez çok boyutlu şekilde ele alındı. Kumar gibi davranışsal bağımlılık, uyuşturucu gibi madde kullanımına ve dilin doğru kullanımına özen gösterilerek bağımlılık ve uygunsuz dil olmak üzere iki yeni içerik sembolü eklenmesi planlanmaktadır. Ayrıca, yaş kategorilerine de 10+ ve 16+ sembollerinin eklenmesi ve çocuklara yönelik olumsuz içerik taşıyan yayınların yayınlanma saatlerinin yeni semboller ışığında yeniden düzenlenmesi yapılacaktır. Böylece hem içeriklerin daha doğru sınıflandırılmasını hem de ailelerin daha bilinçli tercihler yapabilmesini hedefliyoruz.”

SON 5 YILDA 454 YAPTIRIM, 345 MİLYON LİRALIK CEZA

Çocuk dostu medya politikasının yalnızca zararlı içeriklerle mücadele etmekten ibaret olmadığını, nitelikli ve güvenilir içeriklerin desteklenmesini de denetim kadar önemli gördüklerini, örnek yapımları desteklediklerini ve teşvik ettiklerini aktaran Daniş, “Diğer taraftan şiddeti özendiren, suçu ve suç örgütlerini meşrulaştıran, müstehcenlik veya ayrımcılık içeren ve çocukların fiziksel, zihinsel ya da ahlaki gelişimini olumsuz etkileyebilecek yayınlara karşı 6112 sayılı Kanun çerçevesinde denetim ve yaptırım süreçlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Çocuklara karşı genel ahlaka aykırılık, dilin kaba kullanımı, bağımlılık riski içeren yapımlar, suç, şiddet ve istismar içeriklerinden dolayı son 5 yılda 454 kez idari yaptırım uygulanmıştır. Uygulanan idari para cezalarının toplamı 345 milyon lira civarındadır.” ifadelerini kullandı.

Yalnızca ihlal sonrasında ceza uygulamadıklarını, yayıncılarla sürekli diyalog içinde önleyici rehberliği, ortak sorumluluğu ve çocuk hakları odaklı yayıncılık anlayışını güçlendirmeyi önemsediklerini belirten Daniş, şunları kaydetti:

“Bugün mesele yalnızca çocukların hangi içeriği izlediği değildir. O içeriğin çocukların karşısına nasıl çıkarıldığı, hangi tasarım araçlarıyla sunulduğu ve algoritmalar tarafından nasıl önerildiği de en az içeriğin kendisi kadar önemlidir. Bu nedenle algoritmik şeffaflığın artırılması, yaş güvencesi sistemlerinin geliştirilmesi, ebeveyn kontrol araçlarının güçlendirilmesi ve çocuk hakları etki değerlendirmesinin yaygınlaştırılması, önümüzdeki dönemin temel çalışma alanları arasında yer almalıdır. RTÜK olarak amacımız çocukları dijital dünyadan uzaklaştırmak değil, dijital dünyanın sunduğu imkanlardan güvenli, bilinçli, dengeli ve haklarına uygun biçimde yararlanmalarını sağlamaktır. Çocuklar için güvenli bir dijital gelecek ancak kamu kurumlarının, ailelerin, eğitim camiasının, yayıncıların, teknoloji şirketlerinin ve uluslararası kuruluşların ortak sorumluluk anlayışıyla mümkün olacaktır.”

Konuşmasının ardından Komisyon’da yer alan milletvekillerinin sorularını ve eleştirilerini yanıtlayan Daniş, Türkiye’de çok sayıda genel yayın yapan kanal bulunduğunu, bunun da reklam pastasından faydalanmak için reyting kaygısıyla program içeriği yayınlanmasını ortaya çıkardığını söyledi.

“LİSANSLANMASI GEREKİYOR”

Mehmet Daniş, gençlerin ve toplumun büyük kesiminin dijital mecraları kullandığını dile getirerek, “Bizim bu anlamda mevzuatımızın yenilenmesi ve mümkünse YouTube gibi habercilik, yayıncılık yapan kuruluşları da bizim lisanslamamız, bunların lisanslanması gerekiyor.” dedi.

Sosyal medyada ve dijitalde gelişmeleri izleyip raporlayabilecek bir programı “birkaç ay içerisinde” devreye alacaklarını bildiren Daniş, “Eğer senarist, yapımcı isterse bir sahnede silahı hiç kullanmadan da şiddetin en alasını hissettirebilir. Bunun bir de sanatsal yönü var.” ifadesini kullandı.

RTÜK: YETKİ VERİLİRSE DİJİTAL YAYINLARI DA DENETLERİZ

Daniş, yetki verildiği takdirde RTÜK’ün sosyal medya ve dijitaldeki yayınları denetleyebileceğini sözlerine ekledi.

“HER 10 GENÇTEN 9’U SOSYAL MEDYADA AKTİF”

RTÜK Başkan Yardımcısı Deniz Güler de Gençlerin Medya Kullanımı ve Dijital Okuryazarlık Araştırması-2025’in sonuçlarını Komisyon üyeleriyle paylaştı.

Araştırmanın 26 ilde 15-21 yaş arası 7 bin 511 gençle yapıldığını bildiren Güler, “Gençlerimiz sosyal medyayı günlük ortalama 3 saat 24 dakika, isteğe bağlı yayın platformlarını günlük ortalama 58 dakika, televizyonu 40 dakika, radyoyu ise 38 dakika düzeyinde kullanmaktadırlar.” bilgisini verdi.

Günlük kullanımda ise gençlerin yüzde 90’ının sosyal medyayı kullandığını aktaran Güler, televizyon tercih oranının yüzde 77, isteğe bağlı yayının yüzde 65 ve radyonun yüzde 38 olduğunu bildirdi.

Gençlerin artık geleneksel ekranlardan ve radyodan ziyade dijital ağları tercih ettiğine dikkati çeken Güler, “Her 10 gençten 9’u sosyal medyada aktif durumdadır.” dedi.

Gençlerin medya tüketiminde çarpıcı bir dönüşüme işaret eden Güler, “2018’de yaklaşık 3 saat olan günlük televizyon izleme süresi 2025’te 40 dakikalara gerilemiştir. Bu dönüşüm, medyanın regülasyon açısından yalnızca televizyon merkezli düşünülemeyeceğinin de açık göstergesidir.” diye konuştu.

Güler, dijital platformların kullanım ve erişimine ilişkin de bilgi vererek, her 10 gençten 6’sının dijital platformları aktif kullandığını, yüzde 89,2’sinin ise en az bir sosyal medya hesabı bulunduğunu söyledi.

Araştırma sonuçlarına göre gençlerin yüzde 30’unun sosyal medyanın gerçek hayattan uzaklaştırdığını düşündüğünü aktaran Güler, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu tablo tabii bize üç temel mesaj vermektedir: Sosyal medya meselesi yalnızca teknik bir regülasyon konusu olmaktan çıkmıştır, aynı zamanda psikososyal bir mesele olarak karşımıza gelmektedir. İkincisi, aslında gençlerimiz bilinçlidir, riskin farkındadır. Üçüncü olarak da koruma politikalarımızın yalnızca yasaklayıcı değil, bilinç artır şekilde ortaya çıkması zorunluluğudur.”

Gençlerin haber alma kaynağı olarak sosyal medyayı tercih ettiğini anlatan Güler, bu durumun gençleri siber zorbalıktan dezenformasyona kadar pek çok suça teşvik edici içeriklere maruz bıraktığını dile getirdi.

Gençlerin yüzde 88’inin sosyal medyada yaş sınırı istediğini, talep edilen ortalama yaşın 16 çıktığını bildiren Güler, “Düzenleme talebi sadece devletten ve TBMM’den değil, gençlerin kendisinden de gelmektedir. Gençler, dijital dünyanın imkanlarından faydalanmak isterken aynı zamanda kontrolsüz erişimin risklerinin de farkındadır.” ifadelerini kullandı.

Komisyon’da, bazı dijital platformlar ile yapım şirketlerinin temsilcileri sunumlarını gerçekleştiriyor.

yok

Author: Murat Arslan